Sabah uyanmışsınızdır, kocaman bir gün daha hediye edilmiştir size... Hemen yataktan kalkar, okula, işe veya her nereye gitmeniz gerekiyorsa düşünür ve başlarsınız hazırlanmaya...
Bu maratonda bir ses arar kulağınız; gönlünüzün ritmine eşlik edecek. İlk otobüse yetişir varmanız gereken yere varırsınız. Günün nehir gibi akışına teslim edersiniz kendinizi. Derken öğlen olur; dinlenme zamanıdır çoğumuz için. Ve kulağınız yine bir ses arar bu koşuşturmada eşlik edecek, ruhunuzu dinlendirecek.
Ve gün sonuna yaklaşır. Sabah güneşle başladığınız yarışta hep berabere kalmışsınızdır. Ne o galip ne siz. Dayamışsınızdır kolunuzu arabanın camına, bakarken yolun uzunluğuna; yorgunluğunuzu hafifletecek, uzakları yakın edecek, içinizdeki hallere tercüman olacak bir ses ararsınız yine... Zaman geçmiş ve gün bitmiştir. Güneşi geçmişsinizdir yani. O yorulmuş ve batmıştır ama siz devam edersiniz yolunuza. Bu sefer; suda yakamoz, semada kandiller ve tebessüm eden ay eşlik eder size. Ama suskundur onlar. Siz ise bir ses ararsınız... Gecenin yalnızlığında yüreğinize ses veren.......
İşte biz o sesiz.
Güne sizinle başlar, sizinle bitiririz.
Yüreğinizin ritmini bilir ona eşlik ederiz.
Sebebini bilmediğimiz, bilmeye de gerek duymadığımız bir sevgiyle severiz birbirimizi.
Bu yolculuk sizinle başladı. Sizinle devam edecek.